Hamile ve doğum terapisi nedir? Neleri içerir?

Hamile ve doğum psikoterapisinde; çevresinden ya da önceki kuşaklardan aktarılan olumsuz doğum hikayeleri sebebiyle doğuma dair korkuları olan, hamile kalmaya ve tüm hamilelik dönemine karşı ön yargıları olan, doğum şeklinden bağımsız (sezaryen ya da vajinal doğum), daha önce deneyim edilmemiş bir durumun belirsizliğini taşıyan, ebeveyn olmaya dair kaygı yaşayan kişiler ile çalışılır.

Gebenin, içinde bulunduğu ruhsal yapı, çocukluğundan beri getirdiği durumlardan, çevresiyle ya da kendisi ile kurduğu olumsuz iletişimden kaynaklı olabilir. Böyle durumların genellikle, bireysel terapi gibi daha uzun soluklu bir süreci gerektirdiği düşünülmektedir. Bununla birlikte gebelik, belli dönemi kapsayan bir periyottur. Bu sebeple gebenin, bu deneyimi yaşarken ortaya çıkan, daha önce farkında olduğu ya da olmadığı, o güne kadar uykuda iken gebeliğin hormonal süreçlerinin de etkisiyle kendini gösteren bazı olumsuz tabloların, doğuma kadar desteklenmesi önemlidir.



Dünyaya bir çocuk getirme fikrinin anne baba adaylarının zihnine düştüğü andan itibaren psikoterapi desteğine başlayan çiftler olduğu gibi, bu sürede ihtiyaç hissetmemiş ya da ihtiyacı olduğunu fark etmemiş ebeveyn adayları da olabilmektedir. İdeali, sürecin başında başlamak olduğu düşünülse de, bunun olmadığı durumlarda gebeliğin ilerleyen haftalarında doğum terapisi desteği almak son derece önemlidir. Yani gebelik süresinin, uzun soluklu bireysel terapi süreci için sınırlı kalabildiği durumlarda, doğum terapisi ile daha kısa süreli çalışılabilmektedir. Hamile ve doğum terapisi, yukarıda bahsedilen yaşantı deneyimlerinde, gebelik öncesi, gebelik süreci, doğum anı ve doğum sonrası süreçlerde, gebenin direkt doğum korkusuna etki eden durumlar üzerinde çalışılan alandır. Gebe ile dört -altı seans arası yapılan görüşmeler ile devam eden bir süreçtir. Gerekli durumda gebenin eşi ve hayatında rol alan önemli kişiler ile (gebenin annesi, kardeşi, kayınvalidesi gibi) görüşmeler de bu sürece dahil edilmektedir.

Bazı durumlarda gebenin korkuları sadece psikolojik süreçlere değil, doğuma dair bilgi eksikliğine de dayanabilmektedir. Bu durumda, anne baba adayının genellikle birlikte katıldıkları doğuma hazırlık eğitimleri, bilgi eksikliklerini en aza indireceğinden, gebenin doğuma dair tutumunu da olumlu yönde değiştirecektir. Doğuma hazırlık eğitimleri, bu işin eğitimini almış, gebeliği ve doğumu çok yönlü ele alıp, eğitimde edinilen bilgilerin sadece zihin değil beden kayıtlarına da geçirilmesini sağlayan, sağlık ve psikolojik temelli bütüncül bir eğitimdir.

Yeri gelmişken burada şunu da söyleyelim; doğum eylemi, özünde, ilkel beynimizle gerçekleştirdiğimiz bir kas eylemidir. Doğuma dair öğrendiğimiz bilgilerin sadece bilinçli zihnimiz olan kortekse işlenmesi tek başına yeterli gelmeyebilir. Bununla birlikte beden kayıtlarına geçirilen her bilgi, bedenin ihtiyacı olduğu her durumda geri çağrılabilen bir bilgidir. Bu yüzden doğum sırasında hem zihin hem beden kayıtlarına işleyen bilgiyi kullanabilmekteyiz. Eğitim içeriği olarak bu duruma uygun planlanmış doğuma hazırlık eğitimi, bu yüzden önemlidir.

Gebe kalmaya karar veren her kadının ve sonrasında da her gebenin, bu dönemde yaşayacağı fiziksel ve psikolojik süreçleri bilmesi, çalışılması ve desteklenmesi gereken durumlar var ise, bunlar üzerinde çalışması, doğum sürecinde alınacak ve verilecek tüm kararlara aktif dahil olması ve doğumuna sahip çıkması son derece önemlidir. Zihinsel, fiziksel ve psikolojik olarak gebeye uygun olan bir doğum, devamında anne-bebek bağlanmasında ve gebenin doğum sonrası psikolojik süreçlerinde de önemli bir rol oynamaktadır.



Melike EYİSOYLU ŞEN

Uzm. Psikolojik Danışman

Doğum Psikoterapisti/Doğuma Hazırlık Eğitmeni

48 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör