Kabul ve Kararlılık Terapisinin Sigara Bağımlılığının Sonlandırılmasında Etkisi


Sigara bağımlılığı, insanların fiziksel sağlığını, sosyal ilişkilerini ve ekonomik durumlarını ciddi biçimde etkileyen bir bağımlılık türüdür. Sigara bağımlılığı, beyin hücresel yapı ve fonksiyonunda kalıcı değişikliklerle giden, dürtüsel ve tekrarlayan sigara kullanımı kronik beyin hastalığıdır(https://npistanbul.com/amatem/sigara-bagimliligi/). Sigara kullanımı, bağımlı bireyin hayatını etkilediği kadar, çevresindeki sigara kullanmayan insanların da sağlığını olumsuz yönden etkilemektedir. Dünyadaki önlenebilir ölüm sebeplerinden en önemlisi sigara kullanımıdır.  


Her yıl dünyada yaklaşık 5 milyon insanın sigara ve tütün kullanımına bağlı hastalıklardan hayatını kaybettiği tahmin edilmektedir. Sigara ve tütün kullanımının bu boyutuyla sürmesi durumunda 2030 yılında dünyada 8 milyon kişinin sigara ve tütün kullanımına bağlı hastalıklardan hayatını kaybedeceği öngörülmektedir. Bu ölümlerin %70’inin gelişmekte olan ülkelerde olacağı düşünülmektedir(https://psikiyatri.org.tr/halka-​yonelik/46/nikotin-sigara-bagimliligi).




Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) madde bağımlılığını “kullanılan bir psikoaktif maddeye kişinin daha önceden değer verdiği diğer uğraşlardan ve nesnelerden belirgin olarak daha yüksek bir öncelik tanıma davranışı” olarak tanımlar. Başka bir deyişle kişi, kullandığı maddeyle olan ilişkisini zamanla, maddeye erişilebilirliği ve kullanım isteği hayatındaki öteki önceliklerinin önüne geçecek şekilde değiştirir. Sigara bağımlılığında, asıl bağımlılık yapan maddenin nikotin olduğu ifade edilmektedir(https://npistanbul.com/amatem/sigara-bagimliligi/). Sigara, daha çok alışkanlık yapıcı daha az zevk verici bir bağımlılık türü olarak kabul edilmektedir(https://psikiyatri.org.tr/halka-yonelik/46/nikotin-sigara-bagimliligi).


Sigara bağımlılığının sona erdirilmesi hususunda, medikal tedavilerin önemi kadar psikoterapi desteğinin de önemli olduğu kabul edilmektedir. Son zamanlarda sigara bağımlılığının sona erdirilmesi konusunda en etkili terapi yöntemlerinden biri de kabul ve kararlılık terapisidir. (Bal, Çakmak, Yılmaz, Tamam ve Karaytuğ, 2015).

 

Bilişsel davranışçı terapi yaklaşımlarının temelinin epey eskilere dayandığı ve bu yaklaşımların kökeninin John Watson’un davranışçı çalışmalarına dayandığı söylenir. Sürecin başından günümüze kadar olan zaman içerisinde temel olarak üç kuşağın yer aldığı belirtilmektedir. (Vatan, 2016).


Birinci kuşak yaklaşımlarda, terapide kullanılan temel tekniklerin klasik koşullanma ve edimsel öğrenmeye dayandığı net bir şekilde görülmektedir. Bu kuşak, baskın olarak davranışçı yaklaşımların merkeze alındığı yöntemlerin kullanıldığı bir kuşak olarak görülür. İkinci kuşak yaklaşımlarda, davranışçı yaklaşımların yerine, uyaran ve tepkilerin kaynağı olan bilişler kendini göstermiştir. Üçüncü kuşak yaklaşımlarda ise, farkındalık, duygusal süreçlerin değerlendirilmesi, kabul ve içgörüyle ilgili uygulamaların etkin olduğu yaklaşımlar söz konusudur. (Vatan, 2016).


Üçüncü kuşak bilişsel davranışçı terapilerden biri olan kabul ve kararlılık terapisi, felsefesini işlevsel bağlamcılık temeli üzerine kurmuştur. İşlevsel bağlamcılık, davranış analizi sırasında, davranışın içinde bulunduğu bağlamdan ayrıştırılamayacağını ve analizin mümkün olmasını sağlayan şeyin o bağlamda devam eden amaca odaklanılması gerektiğini ifade eder.(Yavuz, 2015). Kabul ve kararlılık terapisinin danışanlardaki psikolojik esnekliği şekillendirmeleri için kullandıkları psikopatoloji modeli, psikolojik katılık modelidir. Psikolojik katılık, altı boyuttan oluşur. Bu boyutlar; bilişsel birleşme, an ile temasın kaybolması, değerlerden uzaklaşma, yaşantısal kaçınma, kavramsallaştırılmış benliğe bağlanma, kaçınma/kaçma ve dürtüselliktir. (Yavuz, 2015).




Bilişsel birleşme, kişinin düşüncelerinin, davranışları üzerindeki belirleyiciliği ve etkisi olarak tanımlanır. Kişinin düşüncelerinin baskın olması, içinde bulunduğu bağlamdan kopmasına ve maruz kaldığı uyaranlara yerinde tepkiler verememesine neden olur. An ile temasın kaybolması, kişinin geçmişte yaşadıkları ve gelecekte yaşayacaklarıyla ilgili sürekli pişmanlık, endişe ve kaygı duymasıdır. Kabul ve kararlılık terapisi, kişinin içinde bulunduğu anda kalabilmesini ve anlık düşünce akışıyla temas kurabilmesini hedefler. Kabul ve kararlılık terapisinde kişinin, kendi hayatındaki değerlerle kopuk olmadan bir yaşantı sürdürmesi amaçlanır. Kişinin geçmişe ya da geleceğe takılı kalması, zihninin sürekli içsel yaşantılarıyla mücadele etmesi, kişiyi kendi değerlerinden uzaklaştırır. Kabul ve kararlılık terapisinde kabul halinde oluş, yaşantısal kaçınma durumunun yerine konur. Kişinin içsel süreçlerinden ve işlev bozucu düşüncelerinden kaçınması yerine bütün bahsedilen süreçleri kabul etmesine çalışılır. Kavramlaştırılmış benliğe bağlanmada, kişiler kendileriyle ilgili yargılayıcı düşünceler içerisinde hikayeler yazarlar. Oluşturulan bu hikayeler kişilerin sosyal çevreleri tarafından desteklenirse ve kişinin bu hikayelere bağlanma düzeyi artarsa, kişi kendi değerlerine uygun yaşantı oluşturma konusunda harekete geçmekte zorlanır. Psikolojik olarak katı kişiler, olumsuz diye adlandırdıkları içsel yaşantılarından kurtulmak için kaçma ve kaçınmayı tercih eder, dürtüsel davranışlara yönelir, çeşitli bağımlılıklar geliştirirler. Bu durum kişinin değerleriyle paralel bir yaşantı içinde olmasına engel olur. (Yavuz, 2015).

Sigara kullanma davranışı olan bireylerde, bu davranışın bağımlılık boyutuna ulaşması, kriz anlarını kontrol edememe, zorlayıcı içsel ve dışsal yaşantılarla mücadele edebilecek davranış repertuvarlarının olmamasından kaynaklanır.

Kişi, olumsuz düşünceler, duygulanımlar ve içsel süreçlerden kaçınma ve ortaya çıkmalarını engelleme motivasyonuyla sigara kullanımına yöneliyorsa kabul ve kararlılık terapisi, tedavi konusunda etkilidir.( Bal, Çakmak, Yılmaz, Tamam ve Karaytuğ, 2015).


Literatürde, sigara bağımlılığının kabul ve kararlılık terapisiyle sona erdirilmesi hakkında sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Bal ve arkadaşlarının (2015) vaka örneğinde, 56 yaşında, 35 yıldır aralıksız günde iki paket sigara içen, iş kazası sonucu hayatına engelli bir birey olarak devam eden erkek danışandan bahsedilir. Danışanın psikoterapi ile sigarayı bırakma isteğinin arkasındaki temel motivasyonu sağlık sorunlarından ötürü, yaşantısını aktif olarak devam ettirememesidir. Danışanın psikiyatri servisine başvurduğu gün psikoterapi seanslarına başlanmıştır. Vakada ilaç tedavisiyle psikoterapi birlikte uygulanmıştır. İlk seansta danışanın sigarayı bırakma kararındaki belirleyicileri sorularak. danışanın “değerlerinin” ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Buradaki amaç danışanın değerlerinin belirlenir, terapi sürecinde danışanın karşısına çıkan zorluklarda, bu değerlerin kendisine hatırlatılmasıdır. İkinci seansta danışanın ilaç kullanımına herhangi bir yan etki göstermemesinden dolayı ilaca devam edilme kararı alınmış, terapi seansında metaforlar kullanılarak, zihnine gelen olumsuz düşünceleri yorumlamamasını sadece düşüncelerini izlemesini geliştirmeye çalışılmıştır. Üçüncü seansta danışanın işlevselliğinin arttığı, sigarayı bırakma konusundaki olumsuz düşüncelerinin azaldığı ve başarabileceği düşüncesinin belirginleştiği gözlenmiştir. Dördüncü seansta, terapilere başladığından beri bir ay içinde hiç sigara içmediğini belirtmiştir. Bir romantik ilişkiye başlamış, zaman zaman aklına geçmiş yaşantılarına dair olumsuz düşünceler ve gelecekle ilgili kaygılı düşünceler gelse de bu düşüncelerine kapılmayıp gelip gitmelerine izin verdiğini ifade etmiştir. Sonraki seansta hayattaki engellerin fiziksel değil zihinsel olduğu düşüncesini sezinlediğini fakat terapi seanslarından sonra bu düşüncesini içselleştirdiğini belirtmiştir. İkinci ayın sonunda hala sigara içmemiş, hayatta kendisini zorlayan konularla başa çıkabildiğini, arzuladığı işlevselliği kazandığını ifade etmiştir.

Hernandez ve arkadaşlarının (2009) yaptığı bir çalışma ise, kabul ve kararlılık terapisinin bilişsel davranışçı terapi kadar sigarayı bıraktırma konusunda etkili olduğunun belirlenmesi üzerinedir.


Yapılan deneysel çalışmada, sigara kullanan 81 yetişkin gruplara ayrılmıştır. Gruplara 7 hafta boyunca 90 dakika şeklinde bir gruba kabul ve kararlılık terapisi(43 kişi), diğer gruba bilişsel davranışçı terapi(38 kişi) uygulanacak şekilde tedavi sunulmuştur.

Yapılan çalışmanın amacı, sigarayı bıraktırma tedavisinde kabul ve kararlılık terapisinden faydalanarak, kişilerin değerlerinin belirlenerek, bir başka ifadeyle kişilere değerleri hatırlatılarak, motivasyon kaynaklarını bu doğrultuda harekete geçirmektir. Araştırmanın sonucunda kabul ve kararlılık terapisi uygulanan danışanların, bilişsel davranışçı terapi uygulananlarla benzer şekilde sigarayı bırakma davranışını gösterebildiği yönündedir.

Literatürde sınırlı sayıda araştırma olmasına rağmen, kabul ve kararlılık terapisinin, ilaçlı tedaviyle birlikte, bireylerdeki sigara bağımlılığını sona erdirmede umut verici bir etkisinin olduğu görülmektedir. Sigara bağımlılığı, bireylerin sağlığını, sosyal yaşantılarını ve işlevselliklerini belirgin ölçüde azaltan bir bağımlılık türüdür. Bireylerin sigara içme davranışı araştırılırken, bu davranışa sebep olan içsel faktörler belirlenip, zorlayıcı yaşam olayları, travmatik yaşantılar, içsel süreçlerden kaçınmak için dürtüsel davranışlar keşfedilip bireylere kabul ve kararlılık terapisiyle, rahatsız edici düşünceleriyle ve zorlu hayat olaylarıyla nasıl baş edebileceklerinin öğretilmesi, sigara kullanımının sonlanmasının devamlılığını sağlayacak bir adım olacaktır.


Klinik Psikolog

Gülistan Öz

Kaynaklar


Bal, U. , Çakmak, S. , Yılmaz, E. , Tamam, L. , Karaytuğ, M. U. (2015). Kabul ve kararlılık ​terapisiyle sigara bırakma: olgu sunumu. Cukurova Medical Journal, 40 (4), 841 – ​846.


Hernández, M. , Luciano, M. C. , Bricker. J. B. , Roales-Nieto, J. G. , Montesinos, F. (2009). ​Acceptance and commitment therapy for smoking cessation: a preliminary study of its ​effectiveness in comparison with cognitive behavioral therapy. Psychology of ​Addictive Behaviors, 23 (4), 723 – 730.


Nikotin (sigara) bağımlılığı, 23 Haziran 2021, https://psikiyatri.org.tr/halka-​yonelik/46/nikotin-sigara-bagimliligi


Sigara bağımlılığı, 23 Haziran 2021, https://npistanbul.com/amatem/sigara-bagimliligi/

Vatan, S. (2016). Bilişsel davranışçı terapilerde üçüncü kuşak yaklaşımlar. Psikiyatride ​Güncel Yaklaşımlar, 8 (3), 190 – 203.


Yavuz, F. K. (2015). Kabul ve kararlılık terapisi (ACT): genel bir bakış. Türkiye Klinikleri, 8 ​(2), 21 – 27.

20 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör